“VERİLEN EMİRLERE İTİRAZ ETMEK”. EMİR KANUNSUZ İSE DİSİPLİN CEZASI VERİLEBİLİR Mİ? ANAYASA MAHKEMESİ KARARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRME.
Anayasa Mahkemesi’nin 03/06/2025 tarih, 2025/56 E. ve Karar Sayısı : 2025/124 K. Sayılı Kararı ile bu konuya açıklık getirmiştir. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/08/20250808-10.pdf
Statü Hukukuna tabi olan Devlet Memurları; hak ve yükümlülükleri, ödevleri kanunla belirlenmiştir.
Anayasa ve kanunlarla belirlenmiş usul ve esaslar çerçevesinde disiplin işlemleri yapılmaktadır.
“Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir (Anayasa/128).
Burada yükümlülük olarak disiplin kurallarına da uymaktır. Statü hukukuna tabi olan Devlet Memurları bu hakları yanında disiplin işlemleri açısından da yükümlülüğe ve zorunluluğa tabidir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.” denilmiştir. Buna göre Anayasa’nın anılan maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki görevleri yürüten bütün personelin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi zorunludur.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI AÇISINDAN OLAY: Verilen emre itiraz edildiği gerekçesiyle uygulanan kınama cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu;
Disiplin amiri ve disiplin cezaları:
Madde 124 – (Değişik birinci fıkra: 29/11/1984 – KHK-243/25 md.) Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirlerdir.
(Değişik: 12/5/1982 – 2670/30 md.) Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.
Konu Disiplin Cezası ise;
“Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller:
Madde 125- (Değişik: 12/5/1982 – 2670/31 md.)
Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
B- Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
- j) Verilen emirlere itiraz etmek,
…”
İdare Mahkemesi’nce yapılan başvuruda özetle; itiraz konusu kuralda kınama cezasına konu emirlerin mevzuata uygun olup olmadığı bakımından herhangi bir sınırlamanın öngörülmediği, bu durumun mevzuata uygun olmayan emre itirazın da kural kapsamında disiplinsizlik olarak nitelendirilmesine sebebiyet vereceği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 129. ve 137. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
AYM; Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup kişinin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasa Mahkemesine taşınan asıl konu ise; Anayasa’ya aykırılık iddiasının temelini, mevzuata uygun olmayan emre itirazın da kınama cezası verilmesine imkân tanınması oluşturmaktadır. Sorunun temelinin ise “her türlü emre” ibaresinin Bu nedenle öncelikle kuralın her türlü emre başka bir deyişle hem mevzuata uygun hem de mevzuata aykırı emirlere itiraz edilmesi hâlinde kınama cezası verilmesine imkân tanıyıp tanımadığının tespiti gerekir.
Anayasa’da “Kanunsuz Emir” Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz./ Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” (137.madde).
Yine Devlet Memurları Kanunu’nda ise;
Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları: Madde 10 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/3 md.) Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun ve diğer mevzuatla belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar.
Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslar içinde kullanır.
Amir, maiyetindeki memurlara kanunlara ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı emir veremez. Hükmü amirdir.
Yine kanunun 11. Maddesinde; Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları:
Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.
Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde israr eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir..
Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
Acele hallerde kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.
Sorun burada “verilen emrin hukuki mahiyeti”
Disiplin cezaları; kamu görevlilerinin görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürüten kamu görevlilerinin görev anlayışı, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları öngörülmüştür.
AYM kararında; “…verilen emirlerin kapsamı ve niteliğine yönelik bir belirleme yapılmamakla birlikte anılan hükümler gözetildiğinde kurala konu emirlerin yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı nitelikte olmaması gerektiği açıktır. Kuralın verilen emirlere itiraz ederek kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılmasına ve memurların hiyerarşik düzen içinde uyumlu hareket etmelerine engel olan kamu görevlilerinin kınama cezasıyla cezalandırılmalarını öngördüğü anlaşılmaktadır. Verilen emrin çerçevesinin Anayasa ve kanunla belirlendiği de gözününe alınarak anılan şekilde genel bir belirleme yapılması kuralın belirsizlik taşıdığı veya keyfiliğe karşı gerekli kanuni güvenceyi taşımadığı anlamına gelmemekte olup kanun yapma tekniğinin doğasından kaynaklanmaktadır” olarak ifade edilmektedir.
Kararın devamında ise “ Kuralda yer alan, verilen emir ve buna yapılan itiraza ilişkin hususlar somut olayın özelliğine göre kanuna dayalı olarak idare tarafından belirlenecek ise de idarenin bu işlemi mahkeme tarafından denetleneceğinden bu kanunun kapsamı nihai olarak yargı kararıyla ortaya konulacaktır. Dolayısıyla kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu söylenemez. Bu bağlamda kuralla memurlara uygulanacak disiplin cezası ile ceza gerektiren fiil ve hâller hususunda kanuni çerçevenin çizildiği, disiplin suç ve cezaları yönünden kanuni güvencenin sağlandığı sonucuna varılmıştır” denmiştir.
AYM Kararının Hüküm bölümünde ise “14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 12/5/1982 tarihli ve 2670 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle değiştirilen 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 3/6/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi” demektedir.
Konuyu özetleyecek olursak;
Memur verilen emir kanunsuz ise, yazılı olarak emri verene bildirerek tekrarında ise emri yerine getirecektir. Burada memurun emrin hukuksuzluğu ile yazılı cevap vermesi ısrar durumunda ise sorumluluk emri verene ait olacağı yönündedir.
Verilen emri uygulamama nedeniyle disiplin cezası “kınama” verilmesi durumunda da disiplin cezası için yargıya başvurulabileceğinden yargı denetimine tabi olduğunu emri verenin ve memurun da bilmesi gerekmektedir.
Write a comment:
Notice: Undefined variable: user_ID in /home/erhankaplan/alikaplan.net/wp-content/themes/auto-repair/comments.php on line 100
You must be logged in to post a comment.